Dünyanın Sonu

Posted on Sal 12 Mayıs 2015 in Yazar Adayı

Bahçeli evlerle sarmalanmış sokakta, cırcır böceklerinin sesinden başka ses çıkmıyordu. Bunaltıcı yaz akşamında; evlerin pencereleri, gelmesini bekledikleri akşam esintisi için ardına kadar açıktı. Kimi ev sahipleri komşularıyla bahçelerinde sohbet ediyor; kimi ev sahipleri de yine komşularıyla beraber mangal yakıyordu. Bir ev vardı ki; o evde yaşayan yeni yetme, genç bir oğlan, en büyük tutkusunu yerine getiriyordu.

Ejder, doğum gününde ablası tarafından hediye edilen yeni bir teleskopla uzayın sonsuzluğunu izliyordu. Öyle heyecanlıydı ki; gözleri teleskopla bütünleşmişken, kalbi pır pır atıyordu. Gözüne ilişen hiçbir yıldızı tanımasa da uzayın gizemli cisimlerini izlemesi çok güzeldi...

Gecenin ilerleyen saatlerine kadar izlemeye devam etti. Uykusunun geldiğini fark ettiğinde sabah 2 olmuştu. Gözlerini teleskoptan ayırdı ve doğrulamadı. Doğrulamadı, çünkü saatlerdir uzayı gözlemlerken eğik vaziyette durmuştu ve doğrulmaya çalıştığında belinin tutulduğunu fark etti. Aniden saplanan sancıyla gözleri yaşardı, sonra yavaş hareketlerle doğruldu. Bir an gözleri dolunay halini almış aya kaydı. Gözleri sulu halde ayın olağan büyüklüğünden daha büyük olduğunu gördü. Gözlerini kurulayıp tekrar baktı ve aynı şeyi tekrar gördü. “Herhalde teleskopla fazla vakit geçirmemden kaynaklanıyor,” diye düşündü. Teleskopuna hasretle baktı ve uyumak için odasına girdi; kendini yatağa bıraktı ve olduğu gibi uykuya daldı.

Sabah uyandığında olağan olmayan ve bir daha eskisi gibi olmayacak olan bir güne uyandığının farkına varan bir olayla karşılaştı: Banyoda dişlerini fırçalarken, elinden kayan diş macununun yere düşme süresinden daha uzun bir sürede düştüğüne yemin edebilirdi... Dışarı çıkıp arkadaşlarıyla basketbol oynadığında da olağan olmayan durumlarla karşılaştı. Arkadaşının potaya zıpladığında haddinden fazla havada asılı kaldığını fark etti. Sonra da topun yere inmeme konusundaki ısrarını... Arkadaşları da bu olanların farkına varmıştı ve anlam veremedikleri bu şey hakkında kafa yordular.

Tuhaf olayların nedeni, Ejder akşam vakti evine geldiğinde anlaşıldı. Bir son dakika haberini vermek üzere yayını kesen kanalda, bir spiker heyecanlı bir şekilde haberi vermeye çabalıyordu:

“...yaşanan garip olayların nedeniyle ilgili NASA' dan bir açıklama yapıldı. İnanılması zor gibi gözüküyor, ama uydumuz Ay, yörüngesinden çıkmış bulunmakta ve hızla Dünyamıza doğru yaklaştığı bildirildi. Gün boyu yaşanan garip olayların nedeni de Dünyaya yaklaşmakta olan Ayın çekim gücünden kaynaklandığı söylendi. Haberin detayları için...”

Her geçen saniye daha çok insan gerçeği öğreniyordu ve telaş ve panikte doğru orantılı bir şekilde hızla yükseliyordu. Dünyanın sonunun yaklaştığının farkına varan insanlar ailelerinden bir an bile ayrılmamaya çalışıyordu. Bazı insanlar ise olayın şokundan, vaktinden önce öldüler. Kafayı üşüten kimi insanlar ise ölmeden önce; ayın yarattığı düşük yer çekiminden yararlanarak havada süzülmeye başladı. Aklına mukayyit olan bazı insanlar ise kıyametin geldiğine inanıyorlardı. Çünkü evren belli bir düzen içindeydi ve bu düzenin çok küçük bir oranda olsa bozulması, sonu belli olmayan bir kararsızlığa yol açacaktı.

Yapılan tespitlere göre de Ayın tahmini düşme alanı Atlas Okyanusuydu. Buda hemen hemen bütün Dünyanın, Ayın düşüşünü görebilecek olmasıydı ve ondan sonra ise bir daha hiçbir şey göremeyeceklerdi.

Ay kısa sürede Atmosfere giriş yaptı. Lakin beklendiği gibi; yani bir meteorun düşüşü gibi düşmüyordu. Ay, sanki Dünyaya düşmek istemiyormuş gibi kendi çekim gücüyle karşı koyuyordu ve buda neden Ayın yavaş çekimdeymiş gibi düştüğünü açıklıyordu. Ayın yavaş çekimde düşmesi insanlarda tereddütlü bir umuda yer açmıştı, ama yaşanacaklar bunlarla sınırlı kalmayacaktı.

Ay, bir uzay mekiğinin yerden ilk yükselmesi gibi yavaş bir şekilde denize çarptı ve deniz seviyesini hızla yükselterek denize gömülmeye başladı. Suya gömüldükçe hızı daha da yavaşlıyor ve deniz seviyesi daha yavaş yükselmeye devam ediyordu. Su seviyesinin yükselmesiyle kıyı şeritleri sular altında kalmaya başladı. Sonra aniden ve sessizce Ayın batması duruverdi. Dalgalanmalar yavaşça dindi ve su seviyesinin yükselişi durdu.

Durumu gökyüzünden izleyenler durumu yetkili mercilere bildirdiler. Bu bilgi dünyada coşkuyla karşılandı, ama daha mutlu haberi içlerine sindiremeden yeni aktiviteler meydana gelmeye başladı. Ayın batmış kısımlarından kabarcıklar çıkıyordu. Deniz suyu mu kaynıyordu? Yoksa bir oksijen tüpünden çıkan oksijen gibi, hava kabarcıkları mıydı?

Cevap; hava kabarcıklarıydı... Ay, deniz suyunu emmeye başlamıştı ve yer kabuğunun altındaki hava, boşluklardan sıyrılıp atmosfere karışıyordu. Deniz suyu emildikçe ay toprağı yumuşamaya başladı ve çatlaklar meydana geldi. Yer yer kırılmalar yaşandı ve dağ büyüklüğünde toprak parçaları blok blok denize gömüldü. Ayın kendi çekim gücü kayboldu.

Ayın parçalanması hızlandı ve aniden ortalığı bu dünyadan olmayan bir ses güruhu sardı. Sonra ayın yüzeyine ne olduğu bilinmeyen yaratıklar çıktı. Deforme olmuş vücutları biçimsizdi ve kayganımsı ciltleri vardı. Uzuvları belirgin olmayan bu yaratıklar doğudan Afrika ve Avrupa'ya; batıdan ise Amerika kıt'asına akın akın akmaya başladılar. Yaratıkları gören insanlar çığlıklar atarak kaçmaya çalıştılar. Bir çoğu tarifi yapılamayan bu yaratıklarca katledildi. Şansı yaver gidenler ise geçici bir süre saklanmayı başardılar.

Ejder ise, yaratıklardan ve taşkınlardan uzak bir yerde, olanları izliyor ve kendi sonunun nasıl olacağını düşünüyordu. Kendisi ve ailesi için kaygılanırken güneşin sıcaklığı tenine vurdu ve giderek ısınmaya başladı. Başını kaldırdı ve elini siper ederek güneşe bakmaya çalıştı ve korku dolu bir çığlık attı. Güneşte, tıpkı ay gibi büyüyordu gökyüzünde. Bu demek oluyordu ki dünya da yörüngeden çıkmış ve güneşin çekimine kapılıp, sürükleniyordu. Hava sıcaklığı git gide artıyor ve nefes almayı zorlaştırıyordu. Az sonra insan cildini yakmaya başlamıştı. Ateşe atılmış gibi acı çekiyordu Ejder ve vücudunda bulunan tüm sıvı buharlaşıyordu adeta. Ateşler içinde kıvranıp dururken, aniden boşlukta buldu kendisini ve yataktan düştü. Yataktan mı düştü?

Gözlerini açtı ve hiçbir hasara uğramadığını ve yatağından düştüğünü fark etti. Sadece, terden sırılsıklam olmuştu... Alnını sildi ve ayağa kalktı. Bütün gördükleri bir rüyadan ibaretti. Balkona çıktı ve etrafı gözetledi. Her şey olağan gözüküyordu. Kesin olarak rüya görmüştü. Dünyanın sonuyla ilgili korkunç bir rüya...